BİLGİ-SEMIH&HASAN


 
AnasayfaKapıSSSKayıt OlGiriş yap
SAYIN ÜYELERİMİZ. MAFİA II FREE RİDE KONUSUNDAKİ LİNKLER GÜNCELLENMİŞTİR. İYİ EĞLENCELER

Paylaş | 
 

 ******'ün Türk dünyasına bakışını özetleyen bir anısı...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kurucu*
Administratör
avatar

Aktiflik :
10 / 99910 / 999

Mesaj Sayısı : 242
Kayıt tarihi : 07/02/10
Yaş : 34

MesajKonu: ******'ün Türk dünyasına bakışını özetleyen bir anısı...   Ptsi Şub. 08, 2010 9:50 pm



1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet'in 10. yılını kutluyor.
****** o sırada Türk Ocağı'nda yabancı diplomatlara yemek veriyor,
davetliler gecenin ilerleyen saatlerinde birer ikişer dağılırlar,
****** yakın arkadaşları Salih Bozok, Kılıç Ali, Nuri Conker'i
kastederek "Bizimkiler nerede ?" diye sorar, Tevfik Rüştü Aras
(******'ün dışişleri bakanı) Ziraat Bankası salonundaki baloda
olduklarını söyler.

Hep beraber Ziraat Bankası'nın balo salonuna giderler. İçerisi tıklım
tıklımdır, ****** gelince herkes alkışlar, "Yaşa Gazi Paşam" şeklinde
tezahürat yapar. ****** halkıyla sohbet etmeyi çok sevdiği için
sandalye ve masa ister ki isteyenler ona sorularına sorabilsinler. Soru
sormak için gelen kişilerden biri Zeki isimli 25 yaşlarında bir
doktordur. Şunu sorar;

-Gazi paşam ! Saltanatı kaldırdık, hilafeti meclisin manevi
şahsiyetinin içine aldık; bunlar yapılana kadar bir milletin ideali
olabilirler. fakat, yapıldıktan sonra yeni bir düzen kurulur ve
işler... Onun iyi işlemesi, kötü işlemesi, ideal değildir, iyi
işlemesini sağlamaya mecburuz ! Yaptığımız öteki devrimler de yapıldığı
an ideal olmaktan çıkar. Artık ideallerimiz, yaşadığımız gerçekler
haline dönüşmüştür. iyi ya da kötü sonuç vermesi bizim sorumluluğumuzun
sonuçlarını belirler.

Ama bir de Milletlerin babadan-oğula sıçrayan uzun vadeli idealleri
vardır. Siz bize böyle bir ideal aşılamadınız ! Yahut benim bundan
haberim yok ! Bunu bize açıklar mısınız Gazi Hazretleri ?

****** bu soruya şöyle cevap verir;

-Bunlar vicdanımıza yazılmış gerçeklerdir; konuşulmaz, yaşanır !

Elbet bu milletin bir ülküsü olacaktır ama bu ülküler devletler
tarafından açıklanmaz; Millet tarafından yaşanır ! Nasıl, bakarken
gözlerimizi görmüyor, onunla herşeyi görüyorsak, Ülkü de onun gibi,
farkında olmadan vicdanlarımızda yaşar ve herşeyi ona göre yaparız...
Ben Devlet Başkanıyım ! Sorumlulukları m vardır ! Bu sorumlulukları m
altında konuşamam ! Bu konuda genç arkadaşlarımla ayrıca konuşacağım.

Sonra ****** halkın Cumhuriyet bayramını tekrar kutlar ve Dr. Zeki'yi
yanına alarak Genel Müdür'ün odasına çıkar. ******'ün arkasında
duvarda bir Türkiye haritası vardır. Karşısında oturan Dr. Zeki'ye :

-Benim arkamdaki haritayı görüyor musun ?

-Evet Paşam.

-O haritada Türkiye'nin üstüne abanmış bir blok var, Onu da görüyor musun ?

-Evet, görüyorum Paşa Hazretleri

-Hah. İşte o ağırlık benim omuzlarım üstündedir. Omuzlarım üstünde olduğu için, Ben Konuşamam !

Düşün bir kere.. Osmanlı imparatorluğu ne oldu ? Avusturya-Macarista n
İmparatorluğu ne oldu ? Daha dün bunlar vardılar.. Dünyaya
hükmediyorlardı ! Avrupa'yı ürküten Almanya'dan bugün ne kaldı ?..
Demek hiçbir şey sür-git değildir ! Bugün ölümsüz gibi görünen nice
güçlerden, ileride belki pek az birşey kalacaktır. Devletler ve
Milletler, bu idrakin içine olmalıdırlar.

Bugün Sovyetler Rusya dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. .
Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var ! Fakat yarın ne olacağını
kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı
Avusturya-Macarista n İmparatorluğu gibi parçalanabilir ! Bugün elinde
sımsıkı tuttuğu Milletler, avuçlarından sıyrılabilirler. . Dünya yeni
bir dengeye ulaşabilir !.

İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir !

Bizim bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız !

"Hazır olmak" yalnız o günü susup beklemek değildir, "hazırlanmak
lazımdır". Milletler, buna nasıl hazırlanırlar ? Manevi köprülerini
sağlam tutarak ! Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir
köprüdür ! Bugün biz , bu toplumlardan dil bakımından, gelenek,
görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz!. Bizim
bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi ? Bunun hesabını yapmakta fayda
yoktur !. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; Bizim, onlara
yaklaşmamız gerekli...

Tarih bağı kurmamız lazım.. Folklor bağı kurmamız lazım .. Dil bağı kurmamız lazım..

Bunları kim yapacak ?

Elbette Biz..

Nasıl yapacağız ?.

İşte görüyorsunuz , "Dil Encümenleri" , "Tarih Encümenleri" kuruluyor.

Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya, tarihimizi ortak payda haline
getirmeye çalışıyoruz. Böylece, birbirimizi daha kolay anlar hale
geleceğiz. Bir sevgi parlayacak aramızda, tıpkı bir vücut gibi, kaderde
ve mutlulukta birbirimizi duyacağız ve arayacağız. Ortak bir dil
amaçladığımız gibi, ortak bir tarih öğretimiz olması gerekli.. Ortak
bir mazimiz var, bu maziyi, bilincimize taşımamız lazım. Bu sebeple
okullarda okuttuğumuz tarihi Orta Asya'dan başlattık ! Bizim
çocuklarımız, orada yaşayanları bilmelidirler. Orada yaşayanlar da bizi
bilmeli..

İşte bunu sağlamak için de "Türkiyat Enstitüsü"nü kurduk.
Kültürlerimizi, bütünleştirmeye çalışıyoruz ! Ama bunlar, açıktan
yapılmaz ! Adı konarak yapılacak işlerden değildir. Yanlış
anlaşılabildiği gibi, savaşlara da sebep olabilir. Bunlar, Devletlerin
ve Milletlerin derin düşünceleridir.

İşitiyorum: Benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli
bazı vatandaşlarımız; "Paşanın işi yok ! Dil ile Tarih ile uğraşmaya
başladı" diyorlarmış. Yağma yok !. Benim işim başımdan aşkın. Ben bugün
çağdaş bir Türkiye kurmaya ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiye'sinin
temellerini de atmaya o kadar dikkat ediyorum.

Bu yaptıklarımız, hiçbir millete düşmanlık değildir.

Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız !

Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız.

Bunları sana, akıllı bir genç olduğun için söylüyorum. Açıktan
söylemiyorum, kulağına söylüyorum.. Sen bil, gerekçesini kimseye
söylemeden böyle davran, çevrenin de böyle davranması için gerekeni yap
! İdealler konuşulmaz, yaşanır !

İşte senin sorunun karşılığını da böylece vermiş oldum !

Gece ilerlemişti. ****** arkadaşları ile birlikte, bulvara çıktığı zaman, taze bir sabah Ankara göklerinde ışımaya başlamıştı.

*Olay İhsan Sabri Çağlayangil'den dinlenmiş, Sebati Ataman, Kılıç Ali,
Tevfik Rüştü Aras, Hikmey Bayur tarafından doğrulanmıştır.

Kaynak: ******'ün Avrasya Devleti/ İsmet Bozdağ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://feyzullah4b.benimforum.org
 
******'ün Türk dünyasına bakışını özetleyen bir anısı...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BİLGİ-SEMIH&HASAN :: İlk kategoriniz :: A.T.A.T.Ü.R.K-
Buraya geçin: